Sevgi,hayat ve her şeydi…artık hiçbir şey.

 

akşam olmuştu;

hiçbir şey

farklı değildi

ne hava

ne su

ne toprak….

alışıldık ve döngüsel olan sonlanmıştı……..

ya da

yeni başlıyordu.

 

      Arabasına bindi;

      Kaçıncı kez geçtiğini bilmediği ve hiç de düşünmediği, aynı yollardan, aynı binalardan, aynı yüzlerden geçip; binlerce aynı düşün içinde savrulup, nasıl ve ne zaman olduğunu bilmeden, artık  hiçbir şeyin eskiden olduğu gibi var olmadığı evine geldi…

      Sessizdi ev..

      Çok sessiz…

      Aylardan hazirandı ve havalar oldukça geç kararıyordu…

      Evin ağır sessizliğinden sıyrılıp, bahçeye yöneldi. Plastik masa sandalyenin kötü ve soğuk görüntüsüne rağmen oturdu…hayatının en büyük coşkularını yaşadığı alandı orası. En çok ateş dikenlerinin ürettiği küçük kan damlacıkları hisettirirdi var olduğunu ve yaşadığı şeyi çok sevdiğini…

      Bahçenin hemen önündeki yoldan ara sıra geçen arabalar sessizliği bozuyor ancak hepsi yeni model olduğundan çok da rahatsız etmiyorlardı. ılık sessiz bir rüzgar esiyor, rüzgarın esintisiyle dans eden hanım elleri düşsel kokularını yayıyordu çevreye. O kokuyu çok nadiren duyardı, yıllardır eksik etmediği ve hiç sınır koymadığı içki ve sigara, koku ve tat alma duyusunu iyice köreltmişti. Şimdi de öyle zamanlardan biriydi, kokusunu alıyordu hanım ellerinin; tümünü içine çekti…

      Gün ışığı çekilmeye başlamış ve rüzgar hızını artırmıştı. Ağaçlardan, küçük gelişememiş ve güneşe uzak  yapraklar düşmeye başlamıştı.. rüzgarın önünden. İçerilerinden gelen bir ürpertiyle titremeye başladı..üşüdüğünü ve hatta donduğunu  hissediyor, dişleri birbirlerine vuruyor ancak yerinden kıpırdayamıyordu. Bunu bir kez daha yaşamıştı, bunu aslında o kadar çok yaşamıştı ki..gözleri doldu…içi doldu; bir kez daha denedi ama olmuyordu hiç enerji yoktu bedeninde, bedeni sessizdi ve yanıt vermiyordu ona.

      Ne kadar sürdü bilmiyordu, sessizliği önce bir şimşek ve hemen ardından gelen bir  gök gürültüsü bozdu..yağmur atıştırmaya başlamıştı…

      Bir kez daha denedi… sendeleyerek ayağa kalktı ve kapının pervazına tutunarak kendini içeri  attı.hemen  kilitledi kapıyı……..

      Henüz toparlayamamıştı ve şimdide evin ağır havası tüm sessiz karanlığını yanına alıp üzerine çökmüştü..tamamı, siyaha yakın bir griye dönmüş eşyalardan, hiç biri seçilmiyordu….

      Lambaları yakmak için el yordamıyla anahtarı bulduğunda, elektriklerin kesik olduğunu anladı. merdivenlere yönelip zar zor yukarı çıktı ve o kocaman kalın mumlardan birini yakmak için çakmağını aradı bir süre…çakmağı dışarıda unutmuştu.. şimdi zamanı beş dakika kadar geri alma zamanıydı; denedi…olmadı. Tekrar denedi, yine olmadı. bunu çocukluğundan beri yapardı ve hiç becerememişti ama inatla ne zaman gereksinim duysa, hala denemeye devam ediyordu…bundan çok farklı bir keyif alıyordu; tıpkı sabahlara kadar ufoları beklediği gibi.

      Yemek masasının ve müzik setinin yanından geçip merdivenlere ulaştı aşağı inip kapıyı güçlükle açıp, çakmağı masadan aldı ve kapıyı kilitleyip, yeniden yukarı çıktı. Gözleri karanlığa alışmaya başlamıştı, mumu eline alıp yaktı, evi yavaş yavaş buğulu bir aydınlık sarmaya başladı…eşyalar sanki sisler arasındaymış gibi kısa bir sürede ama sırayla belirmeye başladı;

      Az önce aşağı inerken, yemek masasının ne kadar uzun süredir açılmadığını ve müzik setinin sessizliğinin ne kadardır sürdüğünü, düşündüğünü anımsadı ve inanamadı; bunu sonradan anımsadığına…

      Parkeler, uzun süredir hiçbir bakım yapılmadığından gıcırdamaya başlamıştı…alarm görevi üstlenmişcesine ses çıkartıyorlardı..salondaki koltuğa ilişti, televizyonu açıp sessizliği bozmak istiyordu, kumandayı ararken…. elektrikleri anımsadı, kesikti ve aslında bundan, televizyondan ne kadar nefret ettiğini de düşünerek vazgeçti….

      Karanlık yırtılmıştı belki ama sessizlik sürüyordu, ara ara bir yerlerden giren rüzgarla mum alevi dalgalanıyor ve bu odanın da dalgalanmasına neden oluyordu….

      Rüzgar sessizliğini bozmuştu…

      Şimşekler ve gök gürültüsü aralıksız sürüyordu…..

      Oturduğu yerden kalkıp pencereye yöneldi, perdeyi hafifçe araladı, yağmur sağanağa dönmüştü…

      Perdeyi aralık bırakıp aynı koltuğa döndü ve ayaklarını sehpaya uzatıp…derince içini çekti..

      Tam dalıyordu ki, çok şiddetli bir şimşek önce perdenin sonra gözlerinin aralığından içeri girdi..şimşeğin anlık aydınlatmasında gözü duvardaki tabloya ilişti…ve onun yapıldığı güne gitti;

       O ilkbahardan başlayarak bahçedeki güller özenle toplanıp kurutulup, yaprakları tabaklara konmuştu ve o kadar çok gül tabağı oluşmuştu ki evde…

       Yoğun coşkulu bir günde, aklına bir şey geldi, hemen duvardaki animasyon tablolardan birini indirdi ve içini boşalttı..gül tabaklarını birer birer, ters çevirdiği çerçevenin içine boşalttı..çok kırılgan olduklarından onları dikkatlice tüm cam yüzeye dağıttı, her renk gülün kurumuşu vardı ve sonbahardı hemen bahçeye çıktı yeşil yaprakların kurumuşlarından topladı biraz; onları da aralara dikkatlice yerleştirdi…özenle arkasını kapatıp sıkıştırdı…ters çevirip baktığında ortaya muhteşem bir tablo çıkmıştı….muhteşem ve karmaşık….her yaprağın her gülün yeri rastlansaldı ve rastlansal olanın en güzel olduğunu tanımlıyordu her noktası…

      Çok sonraları öğrendi; güllerden biri yabancı bir bahçedenmiş…………………

      Yüzünde karmakarışık bir tebessüm belirdi…çizgilerin arasından yer açarak….

     

      Bağırsaklarında bir sıkıntıyla irkildi….

      Aceleyle yukarıya çıkmaya başladı, beyninin bir bölümü hala evde, evdeki çizgilerdeydi;

Deniz kabukları tabağını sarstı önce,neredeyse dökülüyordu her birinin ayrı bir öyküsü olan kabuklar ve yengeç ayakları…neyse ki saçılmadı öyküler….içinden çıkmazdı yoksa bir bir toplarken onları…ütü odasında çamaşırlar birikmişti, posterler tozlanmıştı kızının odasında ve darmadağındı yatak odası….

      O küçük basamakta hep takılırdı bu kez karanlığa rağmen takılmadı…

      Zor attı kendini klozete; oturduğunda hayat ve her şey bu dedi kendi kendine….

      Rüzgarın sesi banyoda çok daha fazla duyuluyordu…ve çok ürkütücüydü..çarpan kapılar pencereler yoktu ama, rüzgar o korku filmlerinin, o alışıldık öfkeli sesleri ile aynıydı…

      Sıyrılmak istiyordu tüm düşüncelerden; banyodayken okuduğu kitaba uzandı…lavabonun hemen yanında; etejerin, havlu dolabıyla birleştiği yerde diş fırça ve macunlarıyla birlikte dururdu..bitiremediği kitaplarda biriydi  irvin yalom’un “her gün biraz daha yakın”ı….

      Ayracın bulunduğu yerden açtı kitabı, okumaya başladı…bir gök gürültüsüyle irkildiğinde  sayfalarca ilerlemişti ama hiçbir şey anımsamıyordu kitaptan, hiçbir iz kalmamıştı ve yine tamamen kopmuştu kitaptan Ayracı başladığı yere koydu yeniden…

      Kitabı kapattı

      Ve

      Aldığı yere koydu…..

      Bunu sevmiyordu, hem de hiç…böyle durumlarda hemen, kitap okuyorum sandığı anlardaki gidişleri kaplıyordu tüm beynini, hepsi bir anda aktif oluyor ve onu dağıtıyordu…

Sıraya geçiyordu yenilgiler acımaksızın…

      Gene öyle olmuştu…….

      Çok yakın ve çok sıcak olanın , aslında ne kadar uzak ve soğuk olduğunu öğrendiğinde, yine bir hazirandı..ve mavi ışık yansıdığında yüzünde; öleceğini sanmıştı..titreme ve ürperti nöbetlerinden birine girmiş ve bunu durduramıyordu.. şimdi gene aynı anı, aynı yoğunlukta yaşamaya başlamıştı….ilerleyen zamanlarda, keşke o anda, orada ölseydim diye düşündü…

      Ve

      her yenilgi diğerini tetikleyerek, sonsuz uçurumun düşüşü başlıyordu..durmaksızın bir düşüş…işte yine başı dönmeye midesi bulanmaya başlamıştı…

      O gün hiçbir şeyin aslında göründüğü gibi olmadığını anlamıştı…el kol hareketleriyle

dağıtmaya çalıştı düşünleri, dişlerini sıktı,etejerden güç alıp kalkmaya çalıştı….düşünmek istemiyordu….

      Ayağa kalmayı başardığında yağmur sağanağa dönmüş, gök gürültüleri ve şimşeklerin anlık aydınlatmaları yoktu artık…pencere aralığından esen rüzgar ve inatla dağılmayan düşünle birleşip tüylerini diken diken etmişti….

      Dönüp klozete baktı,temizlik gerektiren bir durum yoktu..sifonu çekmeyi de…

      Banyonun penceresini kapatırken, aynada yansısını gördü ve çıplak olduğunu fark etti, ne kadar çok kilo almıştı…

      Birden irkildi; çıplaksa klozetten kalkarken yukarı çektiği neydi…kafası karıştı…yani daha da karıştı…tekrar aynaya baktı çıplaktı…

      Sevgi, hayat ve her şeydi….

       Artık hiçbir şey…

      Bip sesini duyduğunda, kafasını kaldırdı çalışma masasından, kendisini inanılmaz yorgun hissediyordu… elektrik gelmiş ortalık aydınlanmıştı…gözleri yanıyordu ve muhtemelen kan çanağıydı.. ekran da aydınlanmıştı;

             

  “bir adet okunmamış

      mesajınız var!….. “

                               gülümsüyordu….

 

      Kapı çaldı…………

                                                                                

                                                                                     14/05/2005   ege altun

 

 

 öyküler

 

 

canada goose homme parajumpers solde doudoune moncler timberland femme ugg suisse doudoune moncler femme timberland homme ugg australia parajumpers femme moncler soldes canada goose solde moncler femme canada goose femme timberland suisse moncler homme parajumpers homme doudoune canada goose pas cher canada goose doudoune pas cher ugg pas cher in nederland hvor kjøpe generisk cialis på nett i Norge
timberland heren schoenen parajumper jas canada goose bomber canada goose jas timberland nederland woolrich arctic parka canada goose camo moncler nederland uggs dames sale parajumpers sale woolrich parka barbour jas barbour wax parajumpers jas woolrich jas dames uggs laarzen moncler jas parajumpers ugo man
woolrich parka woolrich parka dames timberland shoes barbour jas parajumpers outlet peuterey jas moncler jassen heren parajumpers sale timberland boots canada goose jas moncler jas barbour outlet uggs sale peuterey dames peuterey jassen woolrich arctic parka in nederland hvor kjøpe generisk cialis på nett i Norge
nike huarache dam polo skjorta adidas ultra boost dam nike roshe nm flyknit air max tavas timberland skor nike air max thea jordan skor nike free 5.0 dam nike roshe one dam nike free run flyknit new balance skor louboutin skor nike huarache air jordan skor timberland boots louis vuitton sverige nike air max tavas
viagra Levitra Soft Tabs Kamagra Fizzy Tabs Acquistare Viagra Soft Tabs Viagra Generic Test Pacchetti Originale Acquistare Levitra Strips Il brevetto Viagra Cialis e Super Kamagra Acquistare Cialis Strips Viagra Pastiglie Viagra e Disfunzione Erettile priligy dapoxetina generico Kamagra 100 Cialis online Levitra Generico Domande e Risposte sul Viagra Test pacchetti Propecia generico Acquistare Cialis Soft Tabs Viagra e generici Levitra Cialis Generico Lovegra Super Kamagra Viagra femminile Acquistare Test Pacchetto Generico LIDA Dai dai hua Cialis Pastiglie Acquistare Super Kamagra Cialis Generico Viagra online
chaquetas moncler moncler mujer barbour mujer louis vuitton madrid gafas de sol ray ban baratas abercrombie barcelona bolsos michael kors gafas de sol oakley baratas barbour hombre botas ugg rebajas oakley frogskins cinturones louis vuitton woolrich madrid moncler barcelona oakley frogskins baratas parajumpers madrid polo lacoste ghd baratas air max 90 blancas zapatos mbt nike huarache blancas